İyi Niyetli Ebeveyn Hataları: Çocuğumuza Yardım Ederken Farkında Olmadan Neye Zarar Veriyoruz? Hiçbir anne baba çocuğuna zarar vermek istemez.
Aksine, ebeveynlerin yaptığı birçok davranışın temelinde sevgi, koruma isteği ve iyi niyet vardır.
Ancak çocuk gelişimi alanında çalışan uzmanların sıkça karşılaştığı bir gerçek vardır:
Bazı davranışlar iyi niyetle yapılmasına rağmen uzun vadede çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Çünkü ebeveynlik yalnızca çocuğu korumak değildir.
Aynı zamanda onu hayata hazırlamaktır.
Hayata hazırlamak ise her zaman konfor sağlamak anlamına gelmez.
Bazen çocuğun zorlanmasına izin vermeyi de gerektirir.
Son yıllarda öğrencilerle yaptığım görüşmelerde, akademik kaygılardan motivasyon problemlerine, sorumluluk almaktan özgüven eksikliğine kadar birçok konunun arka planında benzer aile dinamiklerini görmek mümkün oluyor.
Bu yazıda sık karşılaştığımız bazı iyi niyetli ebeveyn hatalarını birlikte ele almak istiyorum.
1. Sürekli Hatırlatmak
"Ödevini yaptın mı?"
"Ders çalışmayı unutma."
"Kitabını çantana koy."
"Sınavın var, tekrar yap."
Bu cümleler birçok evde gün içerisinde defalarca kuruluyor.
Başlangıçta masum görünen bu hatırlatmalar zamanla farklı bir sonuca yol açabiliyor.
Çünkü sürekli hatırlatılan çocuklar zaman içerisinde kendi iç denetim mekanizmalarını geliştirmekte zorlanabiliyor.
Bir süre sonra sorumluluğun sahibi çocuk değil, ebeveyn hâline geliyor.
Çocuk düşünmek yerine beklemeyi öğreniyor.
Hatırlatılmayı bekliyor.
Kontrol edilmeyi bekliyor.
Sonuç olarak ebeveyn yoruluyor, çocuk ise sorumluluk geliştiremiyor.
2. Her Problemi Çözmeye Çalışmak
Çocuğumuz üzülmesin isteriz.
Zorlanmasın isteriz.
Hayal kırıklığı yaşamasın isteriz.
Bu son derece doğal.
Ancak her problemi çocuk adına çözmeye başladığımızda farkında olmadan önemli bir gelişim alanını elimizden alabiliriz.
Psikolojik dayanıklılık, problemlerin hiç yaşanmamasıyla gelişmez.
Problemlerle başa çıkabilme deneyimiyle gelişir.
Bir öğrenci arkadaşlık problemi yaşadığında,
öğretmeniyle bir anlaşmazlık yaşadığında,
bir sınavda başarısız olduğunda,
hemen devreye girip tüm süreci yönetmek kısa vadede rahatlatıcı olabilir.
Ancak uzun vadede çocuğun problem çözme becerilerinin gelişmesini engelleyebilir.
3. Başarıyı Sevgiyle Karıştırmak
Bazı çocuklar açıkça söylenmese bile şu mesajı alır:
"Başarılı olduğumda daha değerliyim."
Bu mesaj bazen notlardan sonra gelen aşırı övgülerle,
bazen başarısızlık karşısındaki sert tepkilerle,
bazen de sürekli kıyaslamalarla oluşur.
Oysa çocuğun ihtiyacı olan şey koşullu sevgi değil;
koşulsuz kabul duygusudur.
Çocuk başarısız olabilir.
Yanlış yapabilir.
Beklentilerin altında performans gösterebilir.
Ancak bunlar onun değerini belirlemez.
4. Sürekli Karşılaştırmak
"Bak arkadaşın kaç net yaptı."
"Kuzenin senden daha düzenli çalışıyor."
"Sen de biraz onun gibi ol."
Karşılaştırma kısa vadede davranış değiştiriyor gibi görünebilir.
Ancak uzun vadede özgüven üzerinde ciddi etkiler oluşturabilir.
Çocuk zamanla kendisini geliştirmeye değil,
başkalarını geçmeye odaklanmaya başlar.
Bu durum iç motivasyonu zayıflatabilir.
Sağlıklı gelişim kıyaslama ile değil;
kişinin kendi ilerlemesini görebilmesiyle mümkündür.
5. Çocuğun Yerine Hedef Belirlemek
Birçok aile çocuğu için iyi şeyler ister.
İyi okul.
İyi üniversite.
İyi meslek.
Ancak bazen bu hedefler çocuğun hedefleri olmaktan çıkıp ebeveynin hedeflerine dönüşebilir.
Bu durumda çocuk kendi yaşamının aktif öznesi olmaktan uzaklaşır.
Sürecin sahibi olmaz.
Sadece beklentileri yerine getirmeye çalışan bir bireye dönüşür.
Oysa kalıcı motivasyon dışarıdan verilmez.
İçeriden gelişir.
6. Sürekli Kontrol Etmek
Bazı ebeveynler çocuklarının gelişimini desteklemek amacıyla her şeyi takip eder.
Ödevler.
Denemeler.
Netler.
Süreler.
Telefon kullanımı.
Arkadaş ilişkileri.
Ancak aşırı kontrol çoğu zaman güven geliştirmez.
Bağımlılık geliştirir.
Çocuk kendi kararlarını vermeyi öğrenemez.
Kendi davranışlarının sorumluluğunu almakta zorlanır.
Çünkü sistem sürekli dışarıdan yönetiliyordur.
7. Hata Yapmasına İzin Vermemek
Belki de en sık karşılaştığımız durumlardan biri budur.
Çocuk hata yapmasın.
Yanlış tercih yapmasın.
Üzülmesin.
Kaybetmesin.
Ancak gelişim tam da bu deneyimlerin içinden geçerek gerçekleşir.
Bisiklet sürmeyi düşmeden öğrenemeyiz.
Sorumluluğu hata yapmadan geliştiremeyiz.
Karar vermeyi yanlış kararlar yaşamadan öğrenemeyiz.
Bu nedenle çocuklarımızı her hatadan korumaya çalışmak bazen onların gelişim fırsatlarını da ortadan kaldırabilir.
Sonuç: Ebeveynliğin Amacı Kusursuz Çocuk Yetiştirmek Değildir Ebeveynlik bir performans görevi değildir.
Mükemmel anne baba olmak mümkün değildir.
Zaten gerekli de değildir.
Önemli olan çocuğun gelişimini destekleyen bir ilişki kurabilmektir.
Çocuklarımızın hayatındaki tüm engelleri kaldırmamız mümkün değil.
Ancak karşılaştıkları engelleri aşabilecek beceriler geliştirmelerine yardımcı olabiliriz.
Belki de iyi ebeveynlik;
çocuğun önündeki yolu tamamen temizlemek değil,
o yolda yürüyebilecek gücü kazanmasını sağlamaktır.
Çünkü hayat boyunca ihtiyaç duyacağı şey kusursuz bir yol değil;
karşısına çıkan zorluklarla başa çıkabilme becerisidir.
- Özerklik desteği
- Öz yeterlilik
- Psikolojik sağlamlık ve sorumluluk

